Kültür Sanat, Kültür Sanat Derneği
   
Müzik Bilgileri
   
Dış Duyurular
Türk Müziği Konservatuar'larında saz ve ses eğitimi alan öğrencilerin edindikleri teorik bilgileri, pratikte uygulamaları için derneğimizdeki çalışmalarımıza katılımlarını bekliyoruz.
Türk Sanat Müziği Notaları
Bestecilerimizin şarkılarını ve eserlerinin notalarını arşivimizde bulabilir,
Türk Sanat Müziği hakkında derlenmiş bilgilere, Makamlar ve Fasıllar hakkında dökümanlara sitemizden ulaşabilirsiniz.
Türk Müziği Bilgileri
   
 
ŞEVKİ BEY
Şevki Bey 1860 yilında Fatih'te, Kumrulumescit semtinin Pirinççi Mahallesi'nde doğdu. Babası Tarakçı Ahmed Efendi'dir. İlk öğreniminden sonra Rüştiye'ye devam etti ve buradan mezun oldu. Sesinin güzelliği ve musiki yeteneği dikkatleri çekerek Muzika-i Humayun'a alındı. Burada bulunan hocalardan, özellikle o yıllarda aynı yerde öğretmenlik yapan Haci Arif Bey'den yararlanarak musikiınizin pratik yönüne ait esaslı

bilgi elde etti, Ustalaştıktan sonra sarayın fasıl topluluğunda hanendelik yapmaya başladi. İçkiye düşkünlüğü ve içki alışkanlığı bu yıllarda başlamıştır. Sarayın disiplinli hayatından sıkılarak istifa etti ve saraydan ayrıldı. Bundan sonra ölümüne kadar "Gümrük Nezareti"nde katiplik yaptı. Yakın bir geçmişte yaşamış olmasına rağmen hayatı hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır. Yakın arkadaşı olan Ahmed Rasiın Bey bile, bir kaç paragrafın dışında geniş bilgi vermemiştir. Anlatıldığına göre ölümünden üç gün önce yeni yaptırdığı bir takım elbise giymiş, resiın çektirmiş. Sonra yakın dostu olan Beylerbeyli Gümrükçü Rahmi Bey'in evine gitmiş ve aynı gece, 18 Temmuz 1891 tarihinde, daha otuz bir yaşında kalp durmasından ölmüştür. Ertesi gün cenazesi kalabalık bir toplulukla kaldırılarak, Beylerbeyi ile Kuzguncuk arasında bulunan Nakkaşbaba Mezarlığı'na defnedilıniştir. Ölümünden sonra o zamanki İstanbul gazetelerinde şu haber yayınlanmıştır: "Hanende-i şehir Şevki Bey cumartesi gecesi, Beylerbeyi'nde Gümrükçü Rahmi Bey'in hanesinde kalp sektesinden öldü. Musikide üstad, fakat mest ü müdam (her zaman sarhoş) idi."

"... Şevki Bey'e karşı olan bağlılığını onun ölümünden sonra da devam ettiren, (İstanbul Bidayet Mahkemesi Müddeiumumi Muavini) Mehmed Hafid Bey olmuştur. Şevki Bey sağlığında şarkılarının güftelerini formalar halinde ve muhtelif isimler altında neşretmişti. Bu formaların gördüğü rağbet üzerine bütün eserlerinin güftelerini, (Yadigar-ı Şevki yahut Mahsul-i Tabiat) namı altında bastırmak emelinde idi; fakat ölümü buna mani olmuştu. Hafid Bey, Şevki Bey'in bu arzusunu yerine getirdi; onun bestelediği bütün güfteleri o isim altında neşretti. Elde edilen kazançla zavallı Şevki Bey' kötü bahtlı, ihtiyar ana ve babasını maddi sıkıntıdan kurtarmaya çalıştı... Kabrine taş diktirtti. Bu taşın üzerindeki kitabe, Hafid Bey'in Şevki'nin ölümüne ağlayan mersiyesinden bir parçadır."

Musiki fenninde kesb-i imtiyaz
Eylemişdi Şevk-i ahengtiraz
Rahatü'lervah idi her nağmesi
Suzidilden gösterirken perde saz
Taze bir verd-i sabah-perver iken
Kıldı pejmurde hazan-i tirebaz
Tar-ı tanbur-i hayatı gam alıp
Mustaiddi kar-i nakşa tab'ı kim
Merhale-i Nakkaş'a oldu savesaz
Bir nefeste mürg-i ruhu bal açıp
Cennet'e kondu misal-i şahbaz
Çıkdı bir tarih pesendide Hafid
Hake düştü bi-emel ol verd-i naz

(H.1307)

O devir şairlerinden Reşad Paşa,

Hemdem idi gülşeninde bülbülün
Gitdi Şevki neş’esi kaçtı dilin


nakaratlı bir şarkı ile samimi ızdırabını göstermeye çalışmış ve meşhur Santuri Edhem Efendi de,

Gitdi elden Şevki'm artık neyleyim
Nerde bir yar-i vefadar peyleyim
Ömrüm oldukça bütün gün ağlayım


diye ömrünün sonuna kadar yanmıştı..." Recai-zade Mahmud Ekrem Bey'in yazdığı ve Rahmi Bey'in bayati makamından bestelediği "Şevki yok" redifli şarkının da Şevki Bey için söylendiği ileri sürülür.

Bir kaç eser bestelemiş olan Tarakçızade Mustafa Servet Efendi Şevki Bey ağabeyi, Vecihe Daryal'ın ilk kanun hocası Nazire Hanım ise Servet Efendi'nin kızı ve Şevki Bey'in yeğenidir.

Otuz bir yıllık hayat süren Şevki Bey hep rindane yaşadı. İçki alışkanlığı belki de bu kısa süren ömrün başlıca etkeni olmuştur. Ahmed Rasim Bey, çok soğuk ve karlı bir kış günü tenha bir sokaktan geçerken, "bir don bir gömlek" soyulmuş ve sokağa atılmış bir kişiyi gördüğünü, yanına yaklaşınca hanende Şevki Bey olduğunu anlayarak sırtlayıp evine götürdüğünü anlatır.

Hafid Bey'in bastırdığı kitabın kapağında, bestekarın resminin altında şu dörtlük vardır:

Atfeden suret-i Şevki'ye nazar,
Keşf eder ulviye-i suretini,
Gösterir şekl-i fena-perveride,
Nazar erbabına mahiyetini.


Şevki Bey'in musikide ilk hocası, Ticaret ve Nafia Nezareti katiplerinden Necmeddin Bey'dir. Onun asıl üstadı ünlü bestekar ve hanende Haci Arif Bey olmuştur. Bu sebeple hocasının bestekar kişiliğinin bütün inceliklerini kavradığı ve onun devamı olduğu kabul edilir.

"... Şevki Bey son yüz senenin yetiştirdiği en büyük şarkı bestekarlarından biridir, Hocası Hacı Arif Bey'in şarkı bestekarlığında açtığı çığırı genişleten tamamlayan ve bunu erişilmez yüksekliğe ulaştıran Şevki Bey olmuştur. Sayın Suphi Ezgi'nin Türk Musikisi'nin nazariyelerinden bahseden kıymetli eserinin üçüncü cildinde, çeşidi yirmi beşi bulan şarkı şekillerine dair verdiği örneklerin bir kısmını Şevki Bey'inkiler teşkil eder ki, bunlarda ve diğerlerinde görülen ses, usul, geçki gibi ses mimarimize ait hususiyetler onun yaratıcı kudretinin eşsizliğine birer delildir."

"Bilhassa bir (Lied) halindeki bir güftenin baş tarafına koyduğu (Türkmen Yolunda) sözü, onun halk zevk ve sanatına ne kadar değer ve önem verdiğini mübarek Anadolu'muzun güzelliklerini yudum yudum tatmaya, tattırmaya ne kadar teşne olduğunu gösterir."

"Şevki Bey Şarkılarında, sözle sesin uyuşup kaynaşmasını, mesela şu çok meşhur Hüseyni şarkıda olduğu gibi, titiz ve hassas bir itina ile başarmıştır;

Nedir bu haletin ey meh cemalim?
Aman söyle perişan oldu halim.
Tükendi aklü endişem, hayalim,
Nasıl kıydı sana o kanlı zalim.


Bu manzumedeki ebedi bir ayrılığın verdiği heyecan ve teessür, sözden ziyade sesler arasında çırpınır durur. Şevki Bey'i şarkılarında gösterdiği şu harikulade hususiyetleriyle, kendisinden altmış. sene evvel ölmüş modern Lied’in yaratıcısı Schubert'e benzetebiliriz. O da Schubert gibi hislerinin bütün sıcaklığını, inceliğini, şarkılarıyla terennüm etmiş, altı yüze yakın şarkı bestelemiş ve nihayet o da Schubert gibi gene genç yaşında hayatının otuzuncu yılında ölmüştür.

Böylece musikimizde kendine özgü bir dekor yaratarak "asil ve ince zevkini kazandığı hocası Hacı Arif Bey'in şarkiyat vadisinde açtığı zengin dekorlu mektepten esaslı feyz alan Şevki Bey, eserlerinde yalnız kendi zevkine, rakik uslubuna ve hüsnitabiatına bağlı kalmıştır. Onun içindir ki, zat-i tabiatından doğan eserlerinde bir kibarlik ve asalet vardı."

Tamamı şarkı olan eserlerindeki kompozisyon tekniğini, yani ritim uyumu, usul değişikliği ve özellikle geçkiler yönünden her bestekara nasib olmayacak bir biçimde geliştirmiştir. "Şevki Bey muhtelif makamlarda yüzlerce şarkı bestelemiştir. Yalnız uşşak makamından iki yüzden çok eseri vardır ki, bir makam çerçevesi içinde bir birine benzemeyen bu kadar eser besteleyebilmek ancak müstesna bir kabiliyetin işidir." Bu özellik bir başka bestekarda yoktur.

Şevki Bey eserlerine söz olarak Recai-zade Ekrem Bey, Muallim Naci, Hafid Bey, Mehmed Sadi Bey, Reşad Paşa gibi şairlerden başka, "bir çokları da edebiyat tarihimizde hiç bir iz bırakmamış şairlerin eserleri arasından seçmistir. Çoğu bir acının, bazan bir sevincin, hatta bir düşüncenin donuk ve tutuk birer ifadesi olan bu manzumelerdeki heyecan ve manalar, onun melodileri ile adeta canlanmış, daha tesirli bir mahiyet almıştır. Bu güfteler arasında çeşitli şiir şekli ve vezinle yazılmış olanlara da rastlanır..."

Bestekarlık yeteneğinin çok güçlü olduğu, yarım saatta bir beste, hatta günde sekiz on eser bestelediği söylenir. Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur. Nitekim Şevki Bey ölümüne yakın bir tarihte,

Arza layık değil amma hünerim
Nacizane bini buldu eserim

demiştir. Yaşadığı sürece belirli çevrelerin dışında pek tanınmamıştır. Bu kadar verimli bir bestekar olması bazı eleştirilere de sebep olmuştur. Bolahenk Nuri Bey'in Şevki Bey'in eserlerini beğenmedigini, "Harem ağaları gibi birbirine benziyor" dediğini ileri sürenler de vardır.

Çok iyi hanende olduğunu, temiz ve güzel uslubunu çeşitli kaynaklar be-lirliyor. Bir süre lavta çalmaya çalıştığını, fakat başarılı olamadığını, "Kira ile aldığım lavtayı parçaladım. Ne yapayım akordu elimle, mızrabım kirişi ile, nağmeleri sesimle bastıramadım" dediğini Lemi Atlı naklediyor. Otuz bir yıllık bu genç ömrün, on yıllık süresi içinde ortaya koymuş olduğu bin eserden günümüze bir beste, bir yürük semai olmak üzere ikiyüz ona yakın şarkısı gelebilmiştir.

Dr.Nazmi Özalp-Türk Musikisi Tarihi kitabından alıntıdır.

  Bayati-Bir katre içen çeşme-i
  Bayati-Emeli meyli vefa sende de var
  Bestenigar-Ah ateşi hicrana yakma canımı
  Hicaz-Açma ciğergahıma ok yaresi
  Hicaz-Afeyle suçumu ey gül-i ter başıma kakma
  Hicaz-Arzeyle sen canım başa geleni
  Hicaz-Aşkın eseri suzisine can acımaz mı
  Hicaz-Bağlanıp zülf-i hezeran tabına
  Hicaz-Bilmiyorum bana noldu
  Hicaz-Bir taraftan üzüyor gönlümü hicrin elemi
  Hicaz-Bozuldu bağ-ı baharım
  Hicaz-Canan beni yad etmiyor
  Hicaz-Demem cana beni yad et
  Hicaz-Dil yaresini andıracak yare bulunmaz
  Hicaz-Doktor ne için nabzımı aldın ele söyle
  Hicaz-Etmesin avdet melal-i intizar
  Hicaz-Ey dil diyemem
  Hicaz-Ey havayi meşreb
  Hicaz-Firakınla zalim harab oldu can
  Hicaz-Gamu alam beni her an safa
  Hicaz-Gördüm bu şeb sevdim seni
  Hicaz-Hali nezimde acırsın sevdiğim dinle beni
  Hicaz-Hüsnüne söz var mı gayet anlısın
  Hicaz-Kış geldi firak açmadadır sineme yare
  Hicaz-Niçin şeb ta seher ben zar-u zarım
  Hicaz-Sen bu yerden gideli ey saçı zer
  Hicaz-Severim canu gönülden seni tersa çiçeğim
  Hicaz-Sun segari saki bana mestane desinler
  Hicaz-Ülfet etsem yar ile ağyarene
  Hicaz-Yüzünü görmeyeli hayli zamandır
  Hicaz-Zannım ki bu cana beni
  Hicazkar-Bais oldu çeşmi mestin aşkın berbadına
  Hicazkar-Gönlümü düçar eden bu hale
  Hüseyni-Eller ile yari görünce bakakaldım
  Hüseyni-Hicran oku sinem deler
  Hüseyni-Nedir bu haletin ey meh cemalim
  Hüzzam-Çekerim cevrini çekmem yine ben şanına
  Hüzzam-Gam dideleriz saki sun bir dolu kab olsun
  Hüzzam-Kuşade taliim hem bahtım uygun
  Kürdilihicazkar-Duyup ahvalimizi halk-ı cihan
  Kürdilihicazkar-Harab oldu yerim yurdum
  Kürdilihicazkar-Safvet-i aşkım bilip ey gül tenim
  Muhayyer-Bıçak düşmez belinden
  Muhayyer-Gönülde dağ-ı hicrandan
  Muhayyer-Mest olan cam-i ezelden
  Muhayyer-Ol gonca dehen bir gül-i handan olacaktır
  Muhayyer-Sanki geldim de ne buldum
  Muhayyer-Şeb-i yeldayı hicran içre kaldım
  Müstear-Söyle ey dil bais-i ahın nedir
  Rast-Nedendir bu dil-i zarın figanı
  Saba-Çün bahar eyyamı geldi
  Saba-Mey içerken düştü aksin camıma
  Suzinak-Camı aşkı içtim
  Şevkefza-Sanma çeşman ağlıyor
  Şevkefza-Yayılmış yareler sinem benim dertler yatağıdır
  Uşşak-Arzu ediyor vuslatı can
  Uşşak-Aşk olsun o rindane ki gönlümde emel yok
  Uşşak-Bakmadın vaktiyle istilbaline
  Uşşak-Bizar ediyor alemi bu hali tebahım
  Uşşak-Bu dehrin germ-u serdinden
  Uşşak-Canım gibi sevdikçe seni gönlüm ey afet
  Uşşak-Dağlar dayanmaz eninine dil-i mahzunumsun
  Uşşak-Düçar-i hicr-i yar olalı
  Uşşak-Ebrulerinin hançeri bu
  Uşşak-Esiri zülfünüm ey yüzü mahım
  Uşşak-Ey gözüm ağlama dildar uyanır
  Uşşak-Gah umidi vuslat eylersin
  Uşşak-Gel lutf ile cana bu gece hane senindir
  Uşşak-Gülzara nazar kıldım virane-i misal olmuş
  Uşşak-Hastasın zannım vefa mahzunusun
  Uşşak-Havayi aşk eser serde
  Uşşak-iki değil sekiz değil üç değil
  Uşşak-İştibah etme gözüm nuru bana
  Uşşak-Kim demiş suziş-i aşkı dili şeyda bilmez
  Uşşak-Kimseler gelmez senin feryad-ı ateş barına
  Uşşak-Kucağımda büyütürken nagah
  Uşşak-Lütfeyle tabib
  Uşşak-Mahzun dilimi yadın ile
  Uşşak-Mecnun gibi ben dağlar gezerken
  Uşşak-Müpteleyı gam olan rahat-ı dünya bilmez
  Uşşak-Ne için geçmez acep
  Uşşak-Ölse de aşık onulmaz yaresi
  Uşşak-Perde çektin ah a kafir
  Uşşak-Perişan etti akl-u fikrimi zülf-i perişanın
  Uşşak-Rengi ruhsarına gülgün dediler
  Uşşak-Saki içelim köhne mey-i neş ve fezayı
  Uşşak-Salıp sevdalara zülfi siyahın
  Uşşak-Sen de acep uşşaka eziyyet mi çoğaldı
  Uşşak-Sevgiğim çok yaramazdır yaramaz
  Uşşak-Telif edebilsem feleği
  Uşşak-Tepeden nasıl iniyor bakın
  Uşşak-Yad ile geçmiş zamanı
  Uşşak-Zeybeklerle gezer dağlar başında
  Uşşak-Ziri nikabı işveden meh eyleyip
  Yegah-Ahım seni sinem gibi suzan eder
  Yegah-Dil nalesini guş ile bir dad edecek
  Yegah-Dü çeşmimden hun ile
  Yegah-Edersen de cefa eğer
  Yegah-Mutad edeli girveyi zevke hevesim yok
  Yegah-Nuş edüp sagari aşkın
 
Derneğimiz,
11 Nisan 2013 Perşembe akşamı saat 20.30'da Selâhattin Akçiçek Konser Salonu'nda (KONAK) bir konser verecektir. Şef. Özgen KÜÇÜKGÖKÇE yönetiminde gerçekleşecek konserimize tüm musiki severleri bekliyoruz. Konser halka açıktır.
Etkinlikler
Yaşlıya Saygı Haftası
24 Mart Perşembe akşamı Karabağlar Belediyesi etkinlikleri kapsamında, Yaşlıya Saygı Haftası konseri gerçekleştirildi.
devamı...
Güzel Sözler

Her gönül bir şarkı söyler.

Şarkılarımız bizim romanlarımızdır.

Ahmet Hamdi TANPINAR

 
Esendere Kültür Sanat Derneği ESDER Resmi sitesidir.
Sitenin tüm içeriği Şenay SARIGÖZOĞLU tarafından hazırlanmaktadır.
55/75 Sokak 19/B Esenyalı - İZMİR
Telefon : 0 232 248 00 53 - GSM : 0 535 470 67 41 - Mail: info@eksd.org.tr
Web Tasarım İzmir, Google Reklam İzmir ReklamTurk   
Balçova İZMİR