Kültür Sanat, Kültür Sanat Derneği
   
Müzik Bilgileri
   
Dış Duyurular
Türk Müziği Konservatuar'larında saz ve ses eğitimi alan öğrencilerin edindikleri teorik bilgileri, pratikte uygulamaları için derneğimizdeki çalışmalarımıza katılımlarını bekliyoruz.
Türk Sanat Müziği Notaları
Bestecilerimizin şarkılarını ve eserlerinin notalarını arşivimizde bulabilir,
Türk Sanat Müziği hakkında derlenmiş bilgilere, Makamlar ve Fasıllar hakkında dökümanlara sitemizden ulaşabilirsiniz.
Türk Müziği Bilgileri
   
 
Münir Nureddin Selçuk Eserleri


Münir Nureddin Selçuk yalnız icracı bir ses sanatçısı değildi. Müzik alanındaki çeşitli etkinliklerinin yanı sıra, bestekârlığı da başarıyla yürütecekti. En ünlü eserleri hiç şüphesiz yakın dostu Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerinden bestelenenlerdi. Şairin sözle yarattığı İstanbul semtleri, Münir’in müziği ile, bir boyut daha kazanıyordu. Kanuni Hilmi Rit,

“Üstad için az konuşurdu derler ama Yahya Kemal’in şiirleri ve onun müziği ile koskoca İstanbul dile geldi, daha ne söylesin ki,”

diyecekti.

Hikmet Ferudun Es’e göre,

“Şiirde İstanbul’u bize Nedim, Yahya Kemal ve Orhan Veli anlatmıştı… Müzikte ise, Münir Nureddin…. Orhan Veli’nin İstanbul’u Münir’in İstanbul’undan çok farklı idi. Kapalıçarşı’nın baş döndüren hareketi! Bir yaz öğlesinde doklardan yükselen çekiç sesleri! Köprü üstü! Galata’daki çıplak kolları dövmeli, vesikalı yâr! Zamanın da gece değil… Münir Nureddin’in İstanbul’u ise aksine huzur ve sükûnet dolu, eski Kadıköy geceleri… Fenerbahçe… Mühürdar… Moda Koyu… Kalamış mehtapları…”

İsmail Habib Sevük ise,

“Münir’in Yahya Kemal’in ölümüne dair bir şiirine ait bestesini dinlerken, kulağıma çarpan, yalnız onun sesi değildi. Sandım ki şairin heybetli güftesi, o beste ile bir kubbe halinde gözlerimin önünde kabarıyor,”

diye yazıyordu.

Bir devrin şiir ve müzik devleri bir araya gelmişti o şanslı kuşağa tadına doyum olmaz bir söz ve ses şöleni veriyorlardı sanki. Şöyle diyordu Vâ-Nû:

“Çoğu büyük sanatkârlar gibi, Yahya Kemal de münevver meclislerde, kendi şahsiyetinden başkasına tahammül edemediği halde, Münir Nureddin’e maddi ve manevi emsalsiz bir itibar gösterir, kendi şiirlerini o günlük eksik okur, kendi fikir ve fıkralarından o günlük az bahseder, saatleri Münir’in emrine verirdi. Bu, musikiyi sevişinden, anlayışından ziyade, Münir’i şahsen takdir edişindendi.”

Yokluğunda bir gün Vâ-Nû’ya,

“Münir, musikimizin bir müzesidir. O olmasaydı, Türk musikisi bugünkü mertebesine ulaşamayacaktı,”

demişti.

Münir ise, Yahya Kemal’in şiirlerinde bambaşka bir esin kaynağı bulmaktaydı. Sözgelimi, Yahya Kemal’in İstanbul’un fetih yıldönümü için yazdığı, “Vur pençe-i ‘ali’deki, şemşir aşkına” dizesiyle başlayan “Yeniçeri’ye Gazel”i mehter marşı olarak bestelemiş, içine, “Ya Settar, Ya Cebbar” diye Allah’ın sıfatlarıyla refrenler koymuş, müthiş bir eser meydana getirmişti.

Yahya Kemal, Münir Nureddin’in Nişantaşı’ndaki evine, akşam yemeğine çağrılmıştır. İki yakın dost, o gece başbaşadırlar. Yemek servisini, aralarındaki samimi havayı bozmamak için, babasının isteği üzerine, Münir Bey’in kızı Meral yapmaktadır. Yemeğin sonunda, Münir Nureddin, “Üstadım, sana bir hediyem var!” der.

“Nedir Münir?”

Münir Nureddin’e kızı tamburunu getirir. Münir Bey hem çalar, hem de Yahya Kemal’e muhayyer makamında yeni bestelediği iki rubaisini okur:

“Çepçevre bahar içinde bir yer gördük
Ferhad ile Şirin’i beraber gördük
Baktık geceden fecre kadar ellerde
Yıldızlara yükselen kadehler gördük.”

“Eslaf kapıldıkça güzelden güzele
Fer vermiş o neşve’yle gazelden gazele
Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i kadim
Bir meş’aledir devredilir elden ele.”


Yahya Kemal’in gözlerinden yaşlar süzülmektedir. Arkadaşının kolunu sımsıkı tutar; “Bana söz ver Münir” der, “benim şiirlerimi senden başka hiç kimse bestelemeyecek. Buna müsaade etmeyeceksin. Onları ancak sen besteleyebilirsin.”

Ne yazık ki Münir Nureddin, çok istediği halde “Endülüste Raks” ı sevgili arkadaşına dinletemeden, şair aramızdan ayrılır.

Yahya Kemal nasıl ki bir “Ole” için aylarca, hatta yıllarca düşündüyse, bu nefis şiirin müziğe dönüştürülmesi de uzun zaman alır. Şair, Cerrahpaşa Hastanesi’nde, denize bakan bir odada yatmaktadır. Son demlerindedir. Beste üstünde çalışmakta olan Münir Nureddin arkadaşını ziyarete gider. Şaire yeni bestesinden söz eder ve onu oyalamak, neşelendirmek için, Sadullah Efendi’nin bir eserini okur. Bunun şairin duyacağı son şarkı olduğunu bilen Münir Nureddin, gözlerindeki yaşları göstermemek için, arkasını yatağa dönmüş, pencereden denize ve “her ikisinin eserleriyle dile gelen İstanbul”a bakmakta ve şarkıyı öyle okumaktadır. Yahya Kemal’in de gözleri yaş içindedir. O da veda anını yaşadıklarının bilincindedir. Münir’in sesi, şairin şahit olduğu son güzelliktir. Yahya Kemal iki gün sonra hayata veda eder.

“Endülüste Raks” Atlas Sineması’nın sahnesinde ilk kez İstanbul halkına tanıtılırken, artık Yahya Kemal hayatta değildir. Münir Nureddin sahneye boğazında bir yumruyla çıkar. Ama onun öyle bir sahne disiplini vardır ki, yüreğinin acısını tavrına yansıtmamayı tek bir kez dışında, her zaman başarabilmiştir. Büyük bir ağırbaşlılıkla konserine başlar. Ne ilginç rastlantı ki, tam o sırada İstanbul’a bir İspanyol Revüsü gelmiştir. Revüdeki kastanyetler perde arkasına yerleştirilir ve Münir Nureddin’e öteki sazlarla birlikte eşlik eder. Kastanyet sesleri arasında ZİL, ŞAL ve GÜL…

Ve kastanyet sesleri arasında bir OLE!

Salon alkıştan yıkılmaktadır. Herkes ayaktadır. Yahya Kemal’in ruhu ise, eğer ruhlar âlemi varsa, o gece oradadır; huzur, gurur ve sevinç içindedir.

Hikmet Ferudun Es, Münir Nureddin’in ölümünden sonra, 4 Mayıs 1981 tarihli Yedigün’de yayımlanan yazısında, bu iki sanatçının dostluklarını ölüm sonrasında bile pekiştirdiklerini dile getirir:

“İran hükümeti, Behçet Kemal ile beni ülkelerine davet etmişti. Şiraz’da, Hafız’ın mezarına ziyaret ediyorduk… Güller açmıştı, kan kırmızısı!... Yahya Kemal’in: “Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle” diye anlattığı güller. Behçet Kemal’e ‘Acaba buradan iki gül fidanı götürmez miyiz Yahya Kemal’in mezarına’ dedim.

“Ne ince bir hediye Münir Hoca’ya! Yaşa be Ferudun…” dedi.

Ertesi gün Hafız’ın mezarından derlenen güller, uçağa yerleştiriliyordu.

Güller iki gün sonra Yahya Kemal’in mezarına dikildi. Behçet Kemal’in yanında Münir Nureddin, parmakları ile toprağı çapalıyordu. İşte bu gün, Yahya Kemal’in mezarında kırmızı kırmızı açan güller, o güllerdir. Hafız’ın mezarından Behçet ile getirdiğimiz, Münir Nureddin’in elleri ile diktiği güller…”

Hafızın kabri olan bahçede bir gül varmış
Yeniden her gün açarmış kanayan rengi ile
Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şirazı hayale yine ahengiyle
Eski Şirazı hayale yine ahengiyle

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
Gönül her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar her gece bir bülbül öter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar her gece bir bülbül öter


KAYNAK: Ayşe Kulin- Bir Tatlı Huzur

 
Derneğimiz,
11 Nisan 2013 Perşembe akşamı saat 20.30'da Selâhattin Akçiçek Konser Salonu'nda (KONAK) bir konser verecektir. Şef. Özgen KÜÇÜKGÖKÇE yönetiminde gerçekleşecek konserimize tüm musiki severleri bekliyoruz. Konser halka açıktır.
Etkinlikler
Yaşlıya Saygı Haftası
24 Mart Perşembe akşamı Karabağlar Belediyesi etkinlikleri kapsamında, Yaşlıya Saygı Haftası konseri gerçekleştirildi.
devamı...
Güzel Sözler

Her gönül bir şarkı söyler.

Şarkılarımız bizim romanlarımızdır.

Ahmet Hamdi TANPINAR

Esendere Kültür Sanat Derneği ESDER Resmi sitesidir.
Sitenin tüm içeriği Şenay SARIGÖZOĞLU tarafından hazırlanmaktadır.
55/75 Sokak 19/B Esenyalı - İZMİR
Telefon : 0 232 248 00 53 - GSM : 0 535 470 67 41 - Mail: info@eksd.org.tr
Web Tasarım İzmir, Google Reklam İzmir ReklamTurk   
Balçova İZMİR